9 Ocak 2010 Cumartesi

TEKEL eylemi ve "Bilinçlenme"

TEKEL işçilerine eylemin ilk günden bu yana desteğini sürdüren Bağımsız Cumhuriyet Partisinin Genel Başkanı Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL, kurucu üyeleri Prof. Dr. Sina AKŞİN, N. İlter ERTUĞRUL , eylemin 24. gününde de TEKEL işçilerinin yanındaydı.
Mümtaz SOYSAL'ın konuya ilişkin yazısını aşağıda bulacaksınız.FOTOĞRAF: Necati SAVAŞ (Cumhuriyet 8 Ocak 2010)

Bilinçlenme

Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL

DİKKAT ederseniz, müthiş bir dil olan Türkçede “nç” ile biten sözcüklerin hemen hepsi, isim ya da sıfat olarak, olumlu ya da olumsuz, bir tür “içselleştirme”yi anlatır. Kişiyi duyulanın, olanın ya da bilinenin içine yerleştiren bir içselleştirme: Sevinç, kıvanç, utanç, korkunç, iğrenç gibi. Örneğin, bilinç, yalnız “bilmek” değildir; bir olguyu biliyor ve bununla yetinmeyerek kendinizi o bilginin içine yerleştirip onunla ne yapacağınızı, ne yapmanız gerektiğini de biliyorsanız, o konuda bilinç sahibi olmuş, bilgiyle bütünleşmiş sayılırsınız.
AKP iktidarı, eksik olmasın, işçileri ve onların çoluk çocuğunu özelleştirme konusunda bilinçlendirmek için neredeyse gerekli olan her şeyi yapmakta. Daha önceki hiçbir iktidarın yapamadığı, hiçbir kitabın, yazının, konferansın, uyarının ya da muhalefetin yapamadığı kadar. İnsanın içinden, vaktiyle şairin dediği gibi, “Aferin oğlum Ahmet / Sen bu yolda da devam et” diyesi geliyor neredeyse. Teşekkürler AKP.
Özelleştirmenin ne olduğunu, ne gibi sonuçlara yol açacağını kimse şu TEKEL özelleştirmesi kadar iyi anlatamazdı işçilere, hatta bütün halka.
Gerçekten, TEKEL işçilerinin son direnişleri yabana atılacak bir olay değildir. Birçok bakımdan.
Her şeyden önce, iyi örgütlenmiş ve düzenli sürdürülen bir hareket bu. Şiddete başvurmadan, öncesinde bütün yasal yolların denendiği, kurallara uyulmaya çalışılan. Zaman zaman taşkınlık ortaya çıkmışsa, konan kuralların genellikle iyi ve anlayışlı uygulanamayışı dolayısıyla çıkmıştır. Özelleştirme ve sonrasında işçilere reva görülen ve artık herkesçe bilinen haksızlığın büyüklüğü düşünülürse, maddi ve manevi bakımdan topluma ve kamu düzenine bu kadar az zararla atlatılmış bir tepki, yalnız bu ülkede değil, dünyanın başka yerlerinde de pek görülmemiştir.
Ama, olayın asıl önemi, özelleştirmelerde uygulanan modelin yanlışlığını açıkça göstermiş olmasındadır. Büyük emekle ve özveriyle oluşturulan ve tekel durumu dolayısıyla devlet kasasına muazzam gelir getirebilecek olan kamu varlıklarını yok pahasına elden çıkaracaksınız, kapışanlar tekrar başkalarına ve hatta yabancı şirketlere satıp dünyanın parasını kazanacaklar, bu yüzden ekim alanları boş kalacak, fabrikalar, işletmeler, depolar kapanacak ve sonrasında işsiz kalan insanları, bir süre sadakaymışçasına yapılan ödemelerin ardından sokakta bırakacaksınız.
Olacak şey mi bu?
Daha da önemlisi şu: Böyle bir olayla kazanılan bilinç bundan sonra saçmasapan özelleştirmelere gidilmesini önlerse, asıl kazançlı çıkacak olan da yine bu ülke ve bu halk olacaktır. Fena mı?

KAYNAK: Cumhuriyet (8 Ocak 2010)

Etiketler:

TEKEL Dayanışma Grubundan: Bu davet hepimizindir

KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRI
TEKEL işçilerinin İş-aş-emek mücadelesi, Ankara’nın dondurucu soğuğunda devam ediyor. Bu onurlu direniş kimi çevreler tarafından” ideolojik” bulunuyor, işçi kardeşlerimiz” yetimin hakkını yemeye çalışanlar” olarak niteleniyorlar…
Anadolu’ nun can damarı fabrikalarımız yabancılaştırıldığı ve kapatıldığı için TEKEL işçileri Ankara’dalar… Başka bir deyişle, yetimin yenen hakkının mücadelesidir sokaklarda süren…Konu ile ilgili birkaç satırbaşı şöyle verilebilir:
TEKEL işçilerinin İş-aş-emek mücadelesi, Ankara’nın dondurucu soğuğunda devam ediyor. Bu onurlu direniş kimi çevreler tarafından” ideolojik” bulunuyor, işçi kardeşlerimiz ”yetimin hakkını yemeye çalışanlar” olarak niteleniyorlar…
Anadolu’nun can damarı fabrikalarımız yabancılaştırıldığı ve kapatıldığı için TEKEL işçileri Ankara’dalar… Başka bir deyişle, yetimin yenen hakkının mücadelesidir sokaklarda süren…Konu ile ilgili birkaç satırbaşı şöyle verilebilir:
● TEKEL’in İçki Bölümü, 2004 yılında kasasındaki 348.4 trilyon TL ve 70 milyon YTL değerindeki içkiyle beraber, 292 Milyon ABD Dolarına bir konsorsiyuma devredilmiştir.
● Sözü edilen konsorsiyum, 2006 yılında, TEKEL’in içki bölümünün %92 hissesini, American Texas Pasific Group’a 3 katı fiyatla 810 milyon Dolara satmıştır.
● Özelleştirme sonrasında 9 fabrika (Ankara, Çanakkale, İstanbul, İzmir, Ürgüp, Şanlıurfa, Kırıkkale, Yozgat) kapatılmış olup, bu gün yalnızca 10 fabrika faaliyettedir. Böylece işçi işini kaybetmekte, üzüm üreticisi üzümünü satacak fabrika bulamamaktadır…
● TEKEL’in sigara bölümü, 2008 yılında 1 milyar 720 milyon Dolara British American Tobacco’ya satılmıştır. Satış sonrası İstanbul, Adana, Bitlis, Malatya ve Tokat sigara fabrikaları kapatılmış olup, yalnızca Ballıca fabrikası çalışır durumdadır. Tütün üretici sayımız 477 binden 194 bine düşmüş, üretimimiz 200 bin tondan 83 bin tona gerilemiş, köylü ve işçi üretim alanlarını yitirmiş, piyasa yabancılaştırılmıştır. Böylece Reji İdaresi boyunduruğundan sonra, şimdi de piyasa, yabancı tekelin insafına bırakılmıştır.
● Son olarak, Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Türkiye geneline yayılmış 60 Yaprak Tütün İşletme Müdürlüğünün kapatılmasına karar vermiştir. Bu işletmelerde çalışan 12 bin işçiye, 4-C statüsü dayatılmaktadır.
● Bu dayatmaya karşı çıkan, fabrikalarını ve üretimlerini saunan işçiler biber gazı, basınçlı su ve orantısız güç kullanımı ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
● Bu arada, 6 şeker fabrikamız, sessiz sedasız, iki yıllık kârına karşılık gelen bir bedelle, 606 milyon Dolara satılmış bulunuyor. Danıştay’ın bu alandaki yürütmeyi durdurma kararı umut vericidir. Özelleştirme sürerse, tütün çiftçisi ve işçisinden sonra, sırada şeker pancarı çiftçisi ve şeker işçileri var.

Süreç, Anadolu’nun can damarlarının kesilmesi sürecidir. Kapatılan fabrikalar, boş kalan tarlalar, işsiz kalan, yoksullaştırılan halkımız, Türkiye’nin bağımsızlaştırılmasının fotoğraflarını oluşturmaktadır.

“SIRADA HEPİMİZ VARIZ, İŞÇİYE SIKILAN BİBER GAZI HEPİMİZE SIKILMIŞTIR” diyen ve aşağıda imzaları olan bizler, sürecin sembolü olan TEKEL işçileri ile dayanışmamızı göstermek için, 7 Ocak 2010 günü Ankara Kızılay’da; 14 Ocak 2010 günü ise İstanbul Cevizli’de, saat 12:30’da işçi kardeşlerimizle beraber olma kararı aldık. Tüm halkımızı bu dayanışmaya katılmaya çağırıyoruz.

BU DAVET HEPİMİZİNDİR…
TEKEL DAYANIŞMA GRUBU

Serdar AKİNAN , Banu AVAR, Abdullah AYSU,
Birgül AYMAN GÜLER, Erhan AYSEVER, Korkut BORATAV,
Aslan BULUT, İzzet ÇETİN, Ali ÇOLAK, Emin ÇÖLAŞAN,
Kenan DEMİRKOL, Oktay EKİNCİ, İlter ERTUĞRUL,
Zafer FORTACI, Nihat GENÇ, Müjdat GEZEN,
Gökhan GÜNAYDIN, Kaya GÜVENÇ, Afet ILGAZ,
Alparslan IŞIKLI, Altamur KILIÇ, Levent KIRCA,
Yıldırım KOÇ, Kandemir KONDUK, Aziz KONUKMAN,
Tuncay MOLLAVEYİSOĞLU Halil NEBİLER, Oğuz OYAN,
İzzettin ÖNDER, Sabahattin ÖNKİBAR, Ümit ÖZDAĞ,
Turan ÖZLÜ, Ali SİRMEN, Cem SOMEL, Şükran SONER,
Ferhan ŞENSOY, Barlas ŞİMŞEK, Selcan TAŞÇI,
Turhan TUNCER, Erinç YELDAN, Özcan YENİÇERİ,
Ali Ekber YILDIRIM, Rıza ZELYUT, Ümit ZİLELİ

Etiketler:

7 Ocak 2010 Perşembe

Adalet Telatar resim sergisi

Kadıköy’de Lokal Günebakan'da, Maruf İş Hanının 4. katında, bir “kültür merkezi ve sanat galerisi” olarak düzenlediğimiz salonumuzda 2010 yılının ilk kişisel sergisi

AYŞE ADALET TELATAR


yağlıboya resim sergisi
9- 22 Ocak 2010
Açılış:
9 Ocak 2010 Cumartesi
saat 15:00


Pazar hariç her gün saat 14:00 - 18:00 arasında gezilebilir


..............................................
İletişim için lütfen not edin:
LOKAL GÜNEBAKAN ● Neşet Ömer Sokağı Maruf İş Hanı no. 6 kat 4 Kadıköy/ İSTANBUL ● Tel: 0216. 414 55 54 ● Faks: 0216. 550 58 82 ● e-posta: kadikoy.bcp@gmail.com

Etiketler: