TEKEL eylemi ve "Bilinçlenme"
TEKEL işçilerine eylemin ilk günden bu yana desteğini sürdüren Bağımsız Cumhuriyet Partisinin Genel Başkanı Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL, kurucu üyeleri Prof. Dr. Sina AKŞİN, N. İlter ERTUĞRUL , eylemin 24. gününde de TEKEL işçilerinin yanındaydı.
Mümtaz SOYSAL'ın konuya ilişkin yazısını aşağıda bulacaksınız.
FOTOĞRAF: Necati SAVAŞ (Cumhuriyet 8 Ocak 2010)Bilinçlenme
Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL
DİKKAT ederseniz, müthiş bir dil olan Türkçede “nç” ile biten sözcüklerin hemen hepsi, isim ya da sıfat olarak, olumlu ya da olumsuz, bir tür “içselleştirme”yi anlatır. Kişiyi duyulanın, olanın ya da bilinenin içine yerleştiren bir içselleştirme: Sevinç, kıvanç, utanç, korkunç, iğrenç gibi. Örneğin, bilinç, yalnız “bilmek” değildir; bir olguyu biliyor ve bununla yetinmeyerek kendinizi o bilginin içine yerleştirip onunla ne yapacağınızı, ne yapmanız gerektiğini de biliyorsanız, o konuda bilinç sahibi olmuş, bilgiyle bütünleşmiş sayılırsınız.
AKP iktidarı, eksik olmasın, işçileri ve onların çoluk çocuğunu özelleştirme konusunda bilinçlendirmek için neredeyse gerekli olan her şeyi yapmakta. Daha önceki hiçbir iktidarın yapamadığı, hiçbir kitabın, yazının, konferansın, uyarının ya da muhalefetin yapamadığı kadar. İnsanın içinden, vaktiyle şairin dediği gibi, “Aferin oğlum Ahmet / Sen bu yolda da devam et” diyesi geliyor neredeyse. Teşekkürler AKP.
Özelleştirmenin ne olduğunu, ne gibi sonuçlara yol açacağını kimse şu TEKEL özelleştirmesi kadar iyi anlatamazdı işçilere, hatta bütün halka.
Gerçekten, TEKEL işçilerinin son direnişleri yabana atılacak bir olay değildir. Birçok bakımdan.
Her şeyden önce, iyi örgütlenmiş ve düzenli sürdürülen bir hareket bu. Şiddete başvurmadan, öncesinde bütün yasal yolların denendiği, kurallara uyulmaya çalışılan. Zaman zaman taşkınlık ortaya çıkmışsa, konan kuralların genellikle iyi ve anlayışlı uygulanamayışı dolayısıyla çıkmıştır. Özelleştirme ve sonrasında işçilere reva görülen ve artık herkesçe bilinen haksızlığın büyüklüğü düşünülürse, maddi ve manevi bakımdan topluma ve kamu düzenine bu kadar az zararla atlatılmış bir tepki, yalnız bu ülkede değil, dünyanın başka yerlerinde de pek görülmemiştir.
Ama, olayın asıl önemi, özelleştirmelerde uygulanan modelin yanlışlığını açıkça göstermiş olmasındadır. Büyük emekle ve özveriyle oluşturulan ve tekel durumu dolayısıyla devlet kasasına muazzam gelir getirebilecek olan kamu varlıklarını yok pahasına elden çıkaracaksınız, kapışanlar tekrar başkalarına ve hatta yabancı şirketlere satıp dünyanın parasını kazanacaklar, bu yüzden ekim alanları boş kalacak, fabrikalar, işletmeler, depolar kapanacak ve sonrasında işsiz kalan insanları, bir süre sadakaymışçasına yapılan ödemelerin ardından sokakta bırakacaksınız.
Olacak şey mi bu?
Daha da önemlisi şu: Böyle bir olayla kazanılan bilinç bundan sonra saçmasapan özelleştirmelere gidilmesini önlerse, asıl kazançlı çıkacak olan da yine bu ülke ve bu halk olacaktır. Fena mı?
AKP iktidarı, eksik olmasın, işçileri ve onların çoluk çocuğunu özelleştirme konusunda bilinçlendirmek için neredeyse gerekli olan her şeyi yapmakta. Daha önceki hiçbir iktidarın yapamadığı, hiçbir kitabın, yazının, konferansın, uyarının ya da muhalefetin yapamadığı kadar. İnsanın içinden, vaktiyle şairin dediği gibi, “Aferin oğlum Ahmet / Sen bu yolda da devam et” diyesi geliyor neredeyse. Teşekkürler AKP.
Özelleştirmenin ne olduğunu, ne gibi sonuçlara yol açacağını kimse şu TEKEL özelleştirmesi kadar iyi anlatamazdı işçilere, hatta bütün halka.
Gerçekten, TEKEL işçilerinin son direnişleri yabana atılacak bir olay değildir. Birçok bakımdan.
Her şeyden önce, iyi örgütlenmiş ve düzenli sürdürülen bir hareket bu. Şiddete başvurmadan, öncesinde bütün yasal yolların denendiği, kurallara uyulmaya çalışılan. Zaman zaman taşkınlık ortaya çıkmışsa, konan kuralların genellikle iyi ve anlayışlı uygulanamayışı dolayısıyla çıkmıştır. Özelleştirme ve sonrasında işçilere reva görülen ve artık herkesçe bilinen haksızlığın büyüklüğü düşünülürse, maddi ve manevi bakımdan topluma ve kamu düzenine bu kadar az zararla atlatılmış bir tepki, yalnız bu ülkede değil, dünyanın başka yerlerinde de pek görülmemiştir.
Ama, olayın asıl önemi, özelleştirmelerde uygulanan modelin yanlışlığını açıkça göstermiş olmasındadır. Büyük emekle ve özveriyle oluşturulan ve tekel durumu dolayısıyla devlet kasasına muazzam gelir getirebilecek olan kamu varlıklarını yok pahasına elden çıkaracaksınız, kapışanlar tekrar başkalarına ve hatta yabancı şirketlere satıp dünyanın parasını kazanacaklar, bu yüzden ekim alanları boş kalacak, fabrikalar, işletmeler, depolar kapanacak ve sonrasında işsiz kalan insanları, bir süre sadakaymışçasına yapılan ödemelerin ardından sokakta bırakacaksınız.
Olacak şey mi bu?
Daha da önemlisi şu: Böyle bir olayla kazanılan bilinç bundan sonra saçmasapan özelleştirmelere gidilmesini önlerse, asıl kazançlı çıkacak olan da yine bu ülke ve bu halk olacaktır. Fena mı?
KAYNAK: Cumhuriyet (8 Ocak 2010)
Etiketler: GUNCEL

