1 Kasım 2007 Perşembe

Tek parti koalisyonu

[Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER]

Koalisyondan hazzetmeyen kesimler, istikrar için tek parti iktidarı istiyorlardı 22 Temmuz 2007 seçimleri, bir "tek parti iktidarı"yla sonuçlandı. Ne var ki bu tek partinin kendisi bir koalisyondur, öyle bir koalisyon ki, patlayacak küresel likidite kriziyle birlikte apansız darmadağın olabilir.

Bu koalisyonun temelini liberallik, etnisite, dincilik ya da sermaye aşiret tarikat üçlemesi oluşturuyor. AKP koalisyonunda ABD ile AB, Barzani ile Fethullah, birbiriyle didişen tarikat ve tekkeler, etnik ayrılıkçılar ile siyasal dinciler, zenginliklerini yabancı ortaklarının çıkarlarına bağlanarak elde eden yerli işbirlikçi sermaye grupları, gerçekte emekleme ve geleceklerine el koydukları halka yönelik rüşvetçi politika sayesinde halkın bir bölümü yer alıyor.

Bu koalisyon, %47'lik oy oranına karşın hiç kendinden emin görünmüyor. Çünkü belki bizden çok daha iyi bildikleri şey, elde edilen oy oranının meşruiyet bakımından eksikli olduğudur. 22 Temmuz 2007 seçim sonuçları, meşruiyet bakımından köklü biçimde sorunludur:

1. Seçimlerin üzerinden onbeş güne yakın bir süre geçmiş, sandık oy listeleri açıklanmamıştır. Seçim sonuçlarının işlendiği bilgisayar programı ve izlenen çalışma yöntemi hakkında doyurucu bilgi verilmemiştir. Sayım ve sonuçların elektronik ortamdaki güvenilirliği üzerinde beliren ciddi kuşkular giderilememektedir.

2. Genel seçim, yurttaşların özgür iradesiyle gerçekleştirildiğinde geçerli ve meşrudur. 22 Temmuz seçimlerinde seçmen iradesi, ABD ve AB resmi görevlilerinin AKP'yi destekledikleri açıklanarak ve bunun medya aracılığıyla yoğun propagandası yapılarak yönlendirilmiş, ipotek altına alınmıştır.

3. Genel seçim, yurttaşlarla o ülkenin anayasasında siyasal hak ve görevlerle donatılmış kurum ve mekanizmalara dayanılarak yapıldığında geçerli ve meşrudur. 22 Temmuz seçimleri, çeşitli yollarla ABD'ci Irak Kürt siyasi hareketinin, özel olarak Barzani kuvvetinin doğrudan karışmasıyla demokratik ölçüler bakımından yaralanmıştır.

4. Yurttaşın özgür iradesinin ortaya çıkması, iradenin karartılmamasına ve hiçbir araçla kasıtlı olarak önlendirilmemesine bağlıdır. Bu ilkeye uyulmamışsa, ortaya çıkan sonuç, liberal demokratik değerlerle bile demokrasi değil hokkabazlıktır. 22 Temmuz seçimlerinde seçmen iradesi TOKİ, KÖYDES, BELDES, devlet ve belediye kaynakları doğrudan ve açıktan kullanılarak siyasal iktidarca satın alınmıştır.

5. Medya, özgür seçmen iradesinin üzerinde doğrudan ve açık bir baskı aracı olmuştur. Basın özgürlüğü demokratik ilkelerden biridir; basının özgürlüğü, bireylerin haber alma özgürlüğünü sağlama mekanizması olduğu için önemli ve değerlidir. Günümüzde medyanın kendisi, tekelci sermaye tarafından ele geçirilmiş olması nedeniyle, bireyin haber alma özgürlüğünü ortadan kaldırmıştır. Hatta bu noktada da durmamış, yurttaş iradesi üzerinde büyük bir baskı aracına dönüşmüştür.

Kısacası 22 Temmuz 2007 seçimleri, en temel demokratik ilkelerin açık ihlali ortamında gerçekleştirildiği için meşruiyeti köklü biçimde sakatlanmış seçimlerden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu genel seçimle birlikte liberal-demokratik değerler bizzat liberallerin kendilerince rafa kaldırılmıştır. Önümüzdeki dönem, yolsuzlukla hile üzerinde yükselen otoriter ve faşizan uygulamalara gebedir. Bağımsız Cumhuriyet Partisi, tüm ilerici ulusal devrimci toplumsal güçlerle safları sıklaştıracak ve yoğunlaşan karanlığa karşı direnecektir.

KAYNAK: PUSULA 14 (Ağustos 2007), s. 1