21 Ekim Referandumu: Hezeyan sandığı
[Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER]
21 Ekim günü yapılacak referandumda beş konu halkın oyuna sunulacaktır.
1) Cumhurbaşkanını halk seçsin mi?
2) Cumhurbaşkanı görev süresi yedi yıldan beş yıla indirilsin mi?
3) Aynı kişi üst üste ikinci kez beş yıl için seçilsin mi?
4) TBMM görev süresi beş yıldan dört yıla insin mi?
5) TBMM tüm kararlarım üyelerinin üçte ikisinin hazır bulunmasıyla alsın mı?
Bu dört konudan kritik önemde olan ilk maddedir. Öneriye göre cumhurbaşkanı, milletvekillerinden en az yirmisinin gösterdiği adaylar arasından seçilecektir. Getirilen sistemde partisi parlamentoya girememiş olanların ya da partisiz yurttaşların cumhurbaşkanı adayı gösterme şansları yoktur.
Belirlenen adaylar seçim kampanyası yürüteceklerdir. Ne var ki, mevcut sistemde cumhurbaşkanı siyaseten sorumsuzdur. Görevi ülkeyi temsil, savaş zamanında başkomutanlık ve devletin genel çıkarım gözetmek olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, cumhurbaşkanı olmak isteyen kişi kendini "pazarlamaz"; toplumun temsilcilerince belli bir oydaşmaya varılarak "işaret edilir"ler.
Mevcut sistemde siyaset, yani ülkenin milli eğitimi, sağlığı, savunması, bayındırlık ve enerji işleri, ulaştırması, kısaca tüm genel kamu politikalarını belirleme ve uygulama işi cumhurbaşkanı dışında hükümete aittir. Bu konumda olan bir kişi, siyasal seçim kampanyasını ne söyleyerek yapacaktır?
Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri şimdi olduğu gibi iken, üstelik ortaya çıkan Anayasa Taslağı'nda mevcut yetkiler daha çok sınırlandırılmaya çalışırken, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini önermek anlamsızdır.
Anlamsızlıklar bundan ibaret de değildir, Referanduma giden yasa, 11. cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceğini söylemektedir. Oysa AKP, 11. cumhurbaşkanını seçmiş bulunuyor. Referandum yapılır ve "evet" çıkarsa halihazırda kendisinin seçtiği 11. cumhurbaşkanı ne olacak? Aynı kişiyi bir de halkın seçmesine mi sunacak? Sunmayacaksa, bu durumda halka sorduğu diğer konuları da bu dönemde uygulamaya koymaması gerekir. Aksi halde, referandum sonucunu zaten seçilmiş olan 11. cumhurbaşkanına uygulamayıp halihazırda seçilmiş olan TBMM'ye uygulamak açıklanamaz.
Eğer bu referandumdaki değişiklik şimdiki cumhurbaşkanıyla meclise uygulanmayacaksa, bu referandum neden yapılıyor? Bu soruların sonu yoktur. Neresinden tutulursa tutulsun, elde tutarsızlık ve karışıklıktan başka bir şey yoktur. Böyle bir durumda, milyonlarca insanın karar vermesini gerektiren referandum gibi ciddi bir işin yapılması, demokrasi adına demokrasinin katlinden başka bir şey değildir.
Önümüzde duran referandum paketi, Mayıs 2007'de istediği kişiyi cumhurbaşkanı seçtiremeyen AKP iktidarının o dönem yaşadığı hezeyanın bir ürünüdür. Referandum sandığıyla ulusça içine düştüğümüz bu saçma durum, o dönemdeki dar siyasi manevraların ürünüdür. Şimdi yapılması en doğru şey, referandum sürecini kesmekten ibarettir. Bu iş de AKP'nin kendisine düşer.
21 Ekim referandum sandığını ortadan kaldırmak TBMM'nin yetkisi içindedir. AKP, ülkemizi içine düşürdüğü bu durumdan çıkarmakla yükümlüdür. Bir an önce harekete geçmeli ve bu acınası hale son vermelidir.
AKP'yi dürüst ve samimi davranmaya, referandum komedisiyle bu büyük ülkeyi düşürdüğü duruma son vermeye, işgal ettiği iktidar sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.
Hezeyan Sandığını Reddediyoruz!
KAYNAK: PUSULA 1 (Eylül 2007), s. 1
Etiketler: REFERANDUM


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa