23 Eylül 2007 Pazar

Türkiye nereye gitmelidir?



Cumhuriyetin niteliklerini köklü biçimde değiştirme tehlikesinin bilincinde olan yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu “Türkiye nereye gidiyor? Neler oluyor bize? Biz azınlıkta mı kaldık? Artık iş işten geçti mi yoksa?”larla başlayan sorulara iç rahatlatıcı yanıt arıyorlar. Pek çoğu da şimdiye kadar büyük bir bağlılıkla üyesi olduğu, oy verdiği, özveriyle desteklediği siyasal parti ya da demokratik kitle örgütünden bir ses duyabilmek, bir umut ışığı yakmalarını görebilmek umuduyla kıvranıyor.

1980’lerden bu yana izlenen ekonomi-politikalar ve ABD ile AB başta olmak üzere, çeşitli devletler ve kuruluşlarla yürütülen ilişkilerin bağımsızlığı ve cumhuriyeti çökertici sonuçlarının yarattığı yıkımları da görebilen bir kesim ise kaygılarını ve yakınmalarını çırpınırcasına seslendirmeye çabalıyor. Öte yandan iyi niyetli pek çok kişi ve kesim de “platform, internet grubu, parti, dernek, vakıf” benzeri topluluklar oluşturarak cumhuriyetin kendilerine sağladığı kazanımlara sahip çıkmaya uğraşıyor.

Bu dağınık ve etkisiz kümelenmelerin ortak yanı, tehlikeyi işaret etmek, korku, yakınma ve çığlık atıştan ibaret…

Bu kümeciklerin ortak olmayan yanları ise ne yapılmasına, nasıl yapılmasına, kimlerle yapılmasına yönelik bir ortak program, eşgüdüm ve dayanışma mekanizmasından yoksun oluşlarıdır.

Sonuçta, bir yığın vaveyla gerisinde çok belirgin bir teslim olma durumu yaşanmaktadır.
Oysa Türkiye, AKP’nin ve alet olduğu ABD-AB emperyalizminin kendisini sürüklemekte olduğu yoldan döndürülebilir.

Türkiye’nin, “Ilımlı İslam Devleti” adı altında sömürgeleştirilmesi, eyaletçi yönetsel ve mali düzenlemelerle bölünmesi, komşuları ve bölgesi için başkalarının tetikçisi gibi kullanılması önlenebilir.

1980’lerden başlayarak uygulanan ekonomik politikalarla tarım, sanayi, ticaret alanlarındaki özelleştirme, üreticileri ve kuruluşları desteksiz bırakma, üretimden koparma süreci durdurulabilir.

Cumhuriyetin sosyal niteliğinin dayandığı eğitim, sağlık, sosyal güvenlik başta olmak üzere, pek çok hizmet yeniden kamusal ve parasız olarak sunulabilir.

Kısacası, tüm yurttaşları gelecek kaygıları ve korkularından kurtarmanın tek güvenilir aracı olan “yeniden bağımsızlık ve eşitlik” koşulları yaratılabilir.

Bunun için yapılması gerekenler bellidir. 14 Nisan ve sonrasındaki halk hareketi nelerin, nasıl yapılması gerektiğini ortaya koymuştur:

● Bütün boyutlarıyla ulusal bağımsızlığı yeniden kazanmak,
● Çok boyutlu ve çok yönlü bağımsız dış politika uygulamak,
● ABD ve AB’nin sömürgeleştirici tutumlarına karşı ülkenin ve ulusun çıkarlarını temel almak,
● Serbest piyasa ekonomisi ve özelleştirme programlarına son vermek, yabancıların eline geçenleri geri almanın yollarını aramak,
● Kamusal ve özel kesimlerin birlikte seferber edilişiyle planlı ulusal kalkınmayı gerçekleştirmek,
● Ulusal emekçi ve üretici kesimlerin örgütlenmesi, dayanışması ve yönetime katılması koşullarını yaratmak,
● Bölgeler ve toplumsal kesimler arası gelir adaletsizliğini hızla ortadan kaldırmak, İşsizliğe son vermeyi hedeflemek ve bu sağlanıncaya kadar işsizlere kamusal sosyal güvence sunmak,
● Eğitim ve sağlık başta olmak üzere, bütün toplumsal gereksinimlerin karşılanmasında akıl, bilim ve üretici emekten başka dayanak aramamak.

Halkın neredeyse kendiliğinden ortaya koyduğu bu istemleri içeren bir program, kendisini ulusalcı, cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, eşitlikçi ve laik sayan herkesin, her siyasal parti ve her demokratik kitle örgütünün üzerinde uzlaşabileceği bir ortak zemin olabilir. Bu ortak zemin üzerinde cumhuriyeti koruma ve savunma etkinlikleri için gerekli eşgüdüm ve dayanışma mekanizmaları yine birlikte oluşturulabilir.

Artık, örgütlü-örgütsüz bütün toplumu, bu doğrultuda cumhuriyetçi çözümler için bir araya getirme zamanı gelmiştir.

Bizler, 29 Eylül 2007 günü İzmir toplantısıyla bu çağrıyı tüm yurttaşlara ve cumhuriyetçi kuruluşlara duyurma kararındayız.

Türkiye korkudan, bezginlikten ve ufuksuzluktan kurtulup cumhuriyetçi çözümlere yönelik bir silkinişe kavuşmalıdır.

Çözümler vardır.
Yolu, birlikte mücadeledir.

KAYNAK: Bağımsız Cumhuriyet Partisi Basın Duyurusu (22 Eylül 2007, ANKARA)

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa